
"Tek isteğimiz, Afganistan'da milliyetler arasında adaletin ve eşitliğin temin edilmesidir."
Üstad Şehit Abdul Ali Mezari
Afganistan'da Tüm Türk Topluluklarını Birleştiren Mücadele Adamı, Üstad Şehit Abdul Ali Mezari'nin 14. Şehadet Yıldönümü Kapsamında "Afganistan'da Türklük ve Türklerin Geleceği" konulu Panele teşriflernizi dileriz.
Tarih: 11 Nisan 2009
Saat: 14:00-16:00
Yer: TOPP Salonu Atatürk Bulvarı Bakanlıklar / Ankara
Peştun Kuçilerin Hazaristan'da Yaptıkları Vahşilik
Talibanlar bu sefer Peştun Kuçiler adıyla Vardak iline bağlı Behsut'te bir daha Hazaralara ait toprakları işgal cesaretinde bulundular. Kuçiler açık bir şekilde katliamlar yapıyorlar ve maalesef hem devletimiz hem de Hazara liderleri sessizliğini devam ediyorlar. Bu cinayetlerin birinci derecede sorumlusu devlettir. Ülkenin en güvenli bölgesi olan Hazaristan, şimdi Kuçiler tarafından güvensiz bir bölgeye dönüşmüştür. Kuçilerin bu bölgeden derhal çıkmaları gerekmektedir. Behsut'te insani dram yaşanmakta ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonundan hiç bir haber yok, acaba İnsan Haklarının işine mi gelmiyor! Biz Hazara Öğrenciler olarak Kuçilerin bu çağ dışı davranışlarını kınıyor ve Hazaristan'da şehit düşen soydaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz.
İsmaili Hazara Türkleri
Dr.Yaşar Kalafat
Hazara Türklerinin isim tahlili Hezare’nin Farsça bin anlamına gelişinden yola çıkarak, Hazar ismi; boylar birliğine katılanların sayına göre adlandırılanlar kapsamına girebilir. Türkistan’da Hazaraların kendilerine Azar deyişlerinden hareketle Azar – Hazar –Kazar ilişkisinden yola çıkarak askerî, siyasî hadiselerin tesirinde meydana gelenler kapsamında izah edilebilir. Hazaraların yaşadığı Guristan ve Karustan bölgelerinden hareketle karla uğraşan bireylerin bölgesi anlamında, hâl ve tavır veya hava hadisesini bildiren isim grubunun kapsamına girebilir.[1
Yazının devamını oku
Nevruz:
Nevruz (Yeni Gün) kelimesi Farsça bir kelime olup iki sözcükten oluşmuştur. Bu iki sözcük Nev (yeni) ve Ruz (gün) kelimeleridir. Nevruz Hecri Şemsi takvimine göre yeni yılın ilk günüdür. Yani Hicri Şemsine göre yılbaşıdır. Hecri Şemsi takvimi Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye Hicretinden başlamıştır ve güneşe göre hesaplanır. Ancak Nevruz’un kutlaması Zerdüştlerden kalan bir mirastır.
Yazının devamını oku
Afganistan'da Hazara Türkleri ve göçmen Peştunlar arasında yaklaşık bir aydır devam eden çatışmalar, Göçmenlerle Yerleşik Halk Arasındaki Sorunları Giderme Komitesi'nin girişimleriyle şimdilik sona erdi.
Otlak yüzünden çıktığı öğrenilen çatışmaların bir türlü son bulmaması üzerine Devlet Başkanı Hamid Karzai bölgeye Göçmenlerle Yerleşik Halk Arasındaki Sorunları Giderme Komitesi'ni gönderdi. Hazara Türkleri ve göçmen Peştunlar arasında şimdilik ateşkese gidilmesini sağlayan komite başkanı ve Cumhurbaşkanı Bakanlık Müsteşarı Vahidullah Sabavun konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi.
Yazının devamını oku
Şehit Mezari'nin 13. Şahadet yıldönümü Münasebetiyle Düzenlenen "Afganistan'da Türklük ve Hazaralar" Konulu Panel
Afganistan'da çeşitli etnik ve dini gruplar yaşamaktadırlar. 36 milyonluk nüfus içerisinde 8 milyon nüfusuyla ikinci büyük unsur olan Hazaralar konusunda Keçiören Belediyesi ve Türk Dünyası Eğitim Vakfı'nın yardımlarıyla Hazara Lideri Şehit Üstat Abdul Ali Mezari’nin 13. Şahadet yıldönümü münasebetiyle “Afganistan'da Türklük ve Hazaralar” konulu panel 17.03.2008 tarihinde Keçiören Belediyesine bağlı Huzur Evi Konferans salonunda düzenlendi.
Yazının devamını oku
علامه ملافيض محمد کاتب هزاره
مــــــــرد نميرد به مرگ، مرگ از او نامــجوست
نام چو جـــاويد شــــــد مردنش آسان کجاست
Yazının devamını oku
Şehit Üstad Abdul Ali Mezari'nin Kısaca Hayatı

"Allah'tan tek isteyim sizin aranızda şehit olayım" (Şehit Mezari)
Şehit Üstad Abdul Ali Mezari'nin Hayatı Afganistan'ın acı dolu tarihindeki Hazaraların yaşayış aynasıdır. Üstad Abdul Ali Mezari fakir bir ailenin çoçuğu olarak dünyaya geldi ve kahraman olarak dünyadan ayrıldı.
Yazının devamını oku
Şehit Mezari Anlayışında Afganistan'da Milli Birlik
Abdullah Mohammadi*
Sayın başkanım, sayın hocalarım, değerli misafirler ve basın mensuplarının güzede temsilcileri hepinize saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Şehit Mezari’nin 13. şahadet yıldönümü münasebetiyle düzenlenen panelimize tekrar hoş geldiniz diyorum. Konuşmalarımı başlamadan önce Şehit Mezari’yi, adalet ve özgürlük için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi ve Çanakkale şehitlerimizi Allah’tan rahmet diliyor ve saygıyla anıyoruz.
Şehit Mezari, Afganistan’da ilk defa bazı meseleleri ülkenin gündemine getirdi ki daha önce bu meseleler Afganistan’da bahis konusu olmamıştı. Bu meselelerden biri Afganistan’da MİLLİ BİRLİK meselesiydi. Tabi ki Afganistan’ın toprak bütünlüğünü koruyan ve gözeten bir milli birlikten bahsediyordu. Maalesef Afganistan’ın durumu öyle bir durumdu ki halkın çoğu hatta bireysel hak ve özgürlüklerden bile mahrumdular. Yani güç ve yetki belli kimselerin ve insanların elindeydi. Onlar da kendilerinden başka insanları devletin çeşitli yerlerinde görmek istemiyorlardı. Bazen de insanların fiziki durumunu göz önünde bulundurarak bazı önemsiz işleri bunlara verilmekteydi. Aslında bu tür fikir ve davranışlar bir toplumda doğru değildir. Siz insanların liyakatine göre değil de fiziki durumlarını hesaba katarak devletin çeşitli yerlerinde görev verirseniz bu adaletli değildir ve doğru bir iş yapmıyorsunuz demektir.
Şehit Mezari ülkede yaşayan tüm milliyetler için eşit hak ve hukuk istiyordu. Bu etnik grupların tek toplum yapısında ( Bir Millet ) yer almalarını istiyordu. Eğer ülkede insanlar eşit bir hakka sahip değilseler bu ülkede Milli birlikten bahsetmek anlamsızdır. Eğer bir toplumda yaşayan bazı insanlara hakaret ediliyorsa ve hakir görülüyorsa, böyle toplum sağlıklı bir toplum değildir ve hasta bir toplumdur. Zalim ve mazlum hiçbir zaman bir toplumda milli birliği ortaya koyamazlar. Milli birlik, o zaman ortaya çıkar ki insanlar eşit haklara sahip olurlarsa mümkün olur. Milli birliğin sağlanması için sosyal adalet vazgeçilmez bir faktördür. Onun için Şehit Mezari ülkede sosyal adaleti ana bir unsur olarak görmekteydi. Gerçekten biz iftihar ediyoruz ki Şehit Mezari mahrum ve mahkum bir milletin içinden ortaya çıkıyor ve ülkede kardeşlik, eşitlik ve sosyal adaleti bütün insanlar için istiyor.
Şehit Mezari bütün partilere bir çağrı yapıyordu ve diyordu ki gelin bu ülkeyi birlikte kurtaralım. Şehit Mezari hiçbir zaman Abdurrahman Han’ın yaptıklarından diğer insanlardan ölç almaya kalkmadı. Bu ülkenin kalkınmasında birlikte çalışalım diyordu. Bunu biliyoruz ki eğer sosyal adalet sağlanmadığı müddetçe ülkede istikrarın gelmesi zordur. Ülkede fertler arasında ve milliyetler arasında eşit hak söz konusu olmazsa Afganistan meselesinin çözülmesi zor görünmektedir. Biz şunu iyi biliyoruz ki eğer Mezari Şerif’te ve Afganistan’ın herhangi bir köşesinde katliamlar oluyorsa Afganistanlı olmayan eller bu işin içinde var olmuştur.
Ben şunu söylemek istiyorum eğer biz kendi kültürümüzle ilgili bir çalışma yapıyorsak ve hüviyetimizle ilgili konuşuyorsak bu bir tehlike değildir. Eğer biz hüviyetimizi söylemezsek yok oluruz, Afganistan tarihinde yok olduğumuz gibi. Dikkat ederseniz Hazaraların nüfusu %1’den en son da %25’e kadar tahmin edildi bu bizim çalışmalrımızın sayesinde olmuştur
Şehit Mezari’nin yapmış olduğu siyasi girişimlerde ve yapmış olduğu konuşmalarından şunu açık bir şekilde anlamak mümkündür. Şehit Mezari her zaman gericiliğe ve istibdada karşı ve Afganistan’ın tam bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadele vermiştir. Şehit Mezari ülkede sosyal adalet ve etnik gruplar arasında eşitlik ve kardeşlik istiyordu ve ülkede MİLLİ BİRLİK ve MİLLİ HÜVİYET’ten bahseden ilk kişilerdendi.
Şehit Mezari’nin hayatına baktığımızda eğer dikkat edilirse şehit Mezari’nin hayatı ve yapmış olduğu bütün icraatlar bizim için bir örnek ve bir semboldür. Şehit Mezari, Afganistan’da MİLLİ BİRLİK ve ülkenin menfaatine gözeten bir kişi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Şehit Mezari bir konuşmasında diyor ki “Afganistan’da yaşayan milliyetlerin hukukundan bahsetmek milliyetler arasında kardeşlik göstergesidir. Toplum fertlerden ve ailelerden meydana gelmiştir. Bu toplumda yaşayan bütün milliyetlerin yeri ve hakkı vardır. Cihat zamanında bütün gruplar ve milliyetler cihada katılmışlar ve savaşmışlardır ve bütün kederleri ve acı günleri birlikte tahammül etmişlerdir”. Ve Şehit Mezari “Biz şunu söylemek istiyoruz Afganistan’da yaşayan bütün milliyetler kardeştirler ve yüzyıllardır birlikte yaşamışlardır. Bundan dolayı kendi geleceğini kendileri seçmeli ve ülkede eşit bir hakka sahip olmaları lazım” diyordu
Toplumda MİLLİ BİRLİK bir esas ve temeldir. Ama maalesef ülkemizde MİLLİ BİRLİK meselesi hem iç hem de dış faktörlerden dolayı zedelenmiştir. Şehit Mezari, toplumun liderliğini üstlendiğinde milli birliğin temellerini güçlendirmek için çaba göstermiştir. Şehit Mezari bir konuşmasında bunu açık ve net bir şekilde söylemektedir, “ Biz iftihar ediyoruz ki Afganistan’da milli birliğin temelini biz attık”.
Şehit Mezari Afganistan gerçeğini bilen bir lider olarak halkın rolü ve etkisini hiçbir zaman göz ardı etmemiştir ve bunu ameli olarak da göstermiştir. Şehit Mezari’nin anlayışında halkın, milletlerin, devletlerin ve medeniyetlerin sosyo-kültürel değişmelerinde etkili bir rol oynadığını söylemektedir. Bundan dolayı halkın isteği her zaman Şehit Mezari’nin anlayışında belirleyici olmuştur. Şehit Mezari bir konuşmasında diyor ki “Ben buna inanıyorum ki halkın gücü belirleyicidir. Partilerin ne kadar silah ve gücü varsa halkın gücü karşısında hiçbir şey değildir”. Şehit Mezari’ye göre halk kendi hayatından sorumludur. Şehit Mezari’ye göre halk kendi geleceğini seçmeli ve serbest seçim yoluyla yönetimi seçmelidir. Ona göre “Gerçek bir halk devleti o zaman ortaya çıkar ki ülkede seçim olsun ve bu seçimler serbest olsun ve halk oyunu özgür bir şekilde verebilsin ancak böyle olursa gerçek bir halk devleti ortaya çıkar”.
Beni sabırla dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
* Ankara Üniversitesi sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Öğrencisi (abdullahmoh2000@gmail.com)
AFGANİSTAN’DA TÜRK VARLIĞI
Dr. Neslihan Durak*
Son otuz yıldır sürekli gündemimizde bulunan dünyanın en ızdıraplı, acılı bölgelerinden birisi olan Afganistan’ı ve bu ülkedeki bir grubun konuşulacağı böyle bir toplantıda aranızda bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Yazının devamını oku
Afganistan’da Eğitim
Ülkenin çeşitli güçler tarafından işgali ve buna paralel olarak ortaya çıkan savaşlar sonucunda en çok zarar gören kurumlardan biri de eğitim-öğretim olmuştur.
Afganistan’ın birçok yerinde hâlen modern anlamda bir lise veya üniversite mevcut değildir. 20. yüzyılın başlarında ilk modern okul açılmıştır. Ülkede eğitimin ilerlemesi 1929 yılından sonra olmuştur. Ülkede modern anlamda ilk lise 1903 yılında Kabil’de kurulmuştur. Eğitim Bakanlığının 1921 yılında kurulması ve yabancı ülkelerin yardımlarıyla eğitim-öğretim sahasında ciddi çalışmalar olmuştur. 1933 yılında Kabil Üniversitesi kurulmuş ve aynı yıl kızlar için de ilkokul açılmıştır. Yüksek öğrenim kurumları, Kabil, Herat, Kandehar, Celalabad ve Mezar-ı Şerif şehirlerinde toplanmıştır. 1996 yılında ilk üniversite Hazaracât bölgesinde bulunan Bamyan şehrinde Bamyan Üniversitesi adıyla Vahdet Partisinin yardımlarıyla kurulmuştur. Ülkenin en önemli ve en zengin kütüphanesi olan Kabil Halk Kütüphanesi 1920 yılında kurulmuş ama iç savaş sırasında yağmalanmıştır.[1]
Afganistan’ın kültürü, dili, edebiyatı ve müziği büyük ölçüde komşu ülkelerin tesiri altında kalmıştır. Peştun dili ve edebiyatı Hintçe’nin, Deri dili ise Farsça’nın etkisinden kurtulamamıştır.[2]
Afganistan’ın çeşitli yerlerinde gerek İslam’dan önce ve gerekse İslam’dan sonra mimari eserler yer yer göze çarpmaktadır; M.Ö üç bin yıllarına kadar giden tarihî eserler Helenistik döneme aittir. Ülkenin çeşitli yerlerinde Budist tapınaklarına rastlanmaktadır. Ortaçağdan kalan çeşitli kaleler, camiler, türbeler ve zaviyelerin dışında özellikle Gazneliler’den kalma çok sayıda dinî eser vardır.[3] İslam’dan önceki devirde Bamyan ve Belh sırasıyla Budizm ve Zerdüştlük dinleri için merkez iken İslam’dan sonra ise Herat ilim ve kültür merkezi haline gelmiştir.
[1] T.D.V.İ.A, ”Afganistan” maddesi; Meydan Larousse Büyük Lûgat ve Ansiklopedisi, “Afganistan” maddesi.
[2] T.D.V.İ.A, ”Afganistan” maddesi.
[3] T.D.V.İ.A, ”Afganistan” maddesi.
Afganistan’da Konuşulan Diller
Afganistan’ın resmi dilleri Deri ve Peştunca’dır. Bunların dışında yaklaşık olarak 30 dil ve lehçe konuşulmaktadır. 1980 yılından itibaren Beluçi, Özbekçe, Türkmence, Paşeice ve Nuristanice millî diller olarak kabul edilmişti.[1] Ama Afganistan’ın yeni anayasasına göre millî dillerin kendi bölgelerinde resmi dil olarak kabulü ön görülmüştür. Afganistan’da konuşulan diller Türk-Moğol ve Hint-Arya dil gruplarına aittirler.
Yazının devamını oku
Afganistan’ın Dinî Yapısı
Afganistan toplumunun soyso-kültürel hayatında din unsurunun önemli bir yeri vardır. Afganistan’ın sınırları içerisinde bulunan Gazne, Herat ve Belh gibi şehirlerde İslam dünyasında büyük sufi şair ve yazarlar yetişmişlerdir.[1]
Yazının devamını oku
Afganistan’ın Ekonomik Yapısı
Afganistan ekonomisinin en önemli kaynaklarını tarım, hayvancılık, ticaret, endüstri ve madencilik oluşturmaktadır. Ülkede sürekli istikrarsızlığın bulunmasından dolayı tarım ve hayvancılık sektörleri daha fazla rağbet görmektedirler. Afganistan’ın dağlık olmasına rağmen nehirlerden faydalanılarak meydana getirilen sulama kanalları sayesinde pek çok verimli topraklar işlemeye hazır hale gelmiştir. Afganistan yeraltı zenginlikleri bakımından büyük bir potansiyele sahiptir. Ama ulaşım güçlüğü ve yeterli miktarda yolların bulunmayışı bu madenlerin işletilmesine engel olmuştur.[1
Yazının devamını oku
Afganistan’ın Sosyo-Kültürel Yapısı
Afganistan halkı soyso-kültürel alanda İslam kültürünü örnek almıştır. Ülkede sosyo-politik ve sosyo-ekonomik alanlarda değişiklikler olduğu zaman İslam kültürü çerçevesi içinde geçerlilik kazanmaktadır.[1]
Ülkenin büyük şehirlerinde özellikle giyim ve yaşam bakımından model olarak Batı örnek alınmaya çalışılmıştır. Ama bu alınan örnekleri küçük şehirlerde veya merkezden uzak olan bölgelerde görmek pek mümkün değildir.
Afganistan’da evlilik en çok akrabalar arasında ve görücü usulüyle yapılmaktadır. Düğün masrafları çok ağır olmakta ve ayrıca başlık parası da alınmaktadır. Başlık parası ne kadar fazla alınırsa kızın kıymeti o kadar fazla olmaktadır. Aileler bu anlayışla hareket ederek başlık parası konusunda çok dikkatli davranmaktadırlar.
Afganistan’da aile bağları çok kuvvetlidir. Bütün aile fertleri, ailenin reisi konumunda olan babaya saygı göstermektedirler. Bu meseleyi bir kabile veya bir kavim için düşündüğümüzde kabile veya kavmin reisi konumunda olan Han veya Mirlerin önemi çok büyüktür. Bir ailenin oğulları evlense bile anne babası ile birlikte yaşamaktadırlar. Bu durumda çekirdek aile tipleri söz konusu olmayıp büyük aile tipleri karşımıza çıkmaktadır.
[1] Ali Abadi, s.37.
Afganistan’ın Coğrafi Yapısı
Kuzeyde Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan, kuzeydoğuda Çin, doğu ve güneyde Pakistan ve batıda İran’la komşu olan Afganistan dağlık bir ülkedir.[1] Ülkeyi kaplayan dağ silsileleri, İtalya’nın kuzeyinden başlayarak Himalayalar’a kadar uzanan dağ silsilesinin Afganistan içinde kalan parçalarıdır. Bu dağlar kuzeydoğudaki Vahan koridorundan güneybatıya doğru ülkeyi ikiye ayırmaktadır. Ülkenin kuzeydoğusunda bulunan Hindukuş dağları, Kabil’in kuzeyinden itibaren batıya doğru Kuhibaba, Sefidkuh ve Bendibeyan gibi kollara ayrılmaktadır. Hindukuş dağlarının en önemli geçiti ise Şiber’dir. Ülkenin güneyinde yer alan Süleyman, kuzeyinde yer alan Bendi Türkistan dağları ve orta kesiminde (Hazaracât) yer alan dağlar bir şerit olarak doğuya (Pamir) doğru uzanmakta ve Çin’e komşu olmaktadırlar.[2]
Yazının devamını oku
1. Afganistan Tarihi
1.1. Horasan ve Afganistan
Afganistan’ın eski adı olan Horasan M.Ö II. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar zaman zaman ülkenin hepsini veya çoğunluğunu içine alan bir bölgenin adı olmuştur. Afganistan’da devlet kurmuş olan Yefteli hükümdarlarının bastırdıkları paraların üzerinde “Horasan Şahı” yazısı yer almıştır.[1] Hatta Afgan Devletinin kurucusu olan Ahmet Şah Dürrani bile kendini “Horasan Şahı” olarak nitelendirmiştir. Afganistan adı resmi antlaşmalarda kullanılmamıştır. Bu isim ilk defa 1801 yılında İran ve İngiltere arasındaki antlaşmada geçmiştir.[2]
Yazının devamını oku

